Türkiye'de genç kuşağın eğitimli spor adamlarından birisi olarak kabul edilen Veli Ozan Çakır, spor adamlığı kariyeri boyunca Masa Tenisi Federasyonu haricinde, Satranç ve Judo Federasyonlarında da görev aldı. İstanbul Belediyesi Spor AŞ. Koordinatörlüğü görevlerinde de bulunan Çakır, İstanbul’da gerçekleştirilen pek çok önemli spor organizasyonun içinde görev aldı. Veli Ozan Çakır, geçen yıl Viyana'da yapılan ETTU Avrupa Masa Tenisi Birliği’nin genel kurulunda en fazla oyu alarak birliğin asbaşkanlığına seçildi. Olimpik branşlar içinde Avrupa Spor Federasyonları'na seçilen en genç yönetici olan Çakır, aynı zamanda Türkiye Masa Tenisi Federasyonu Başkan Vekilliği görevini de beraber yürütüyor.
Veli Ozan Çakır ile Türk masa tenisinin Avrupa’daki konumundan, Türkiye Liglerinde yaşanan şike olaylarına, Federasyonun hedeflerinden, milli takımlara kadar pek çok konuda samimi bir sohbet yaptık.
Türk Masa Tenisi’nin Avrupa’daki konumu nedir?
Veli Ozan Çakır: Düzenli geliri 1 milyon doların üzerinde olan Avrupa’da Türkiye ile beraber Fransa, Almanya ve Rusya toplam 4 Federasyon bulunuyor. Romanya ve Sırbistan ile sportif başarıları karşılaştırdığımız zaman sonuçları bizden iyiler. Son 50-60 yıllık periyotlarına baktığımızda hepsi masa tenisinde belli kökü olan ülkeler. Geçmişi olan ülkeler. Belli bir geçmişleri var. Yeni yeni inşa etmemişler. Mesela şuan çok başarılı olan Yunanistan 80’lerin sonu 90’ların başında ektiği tohumların meyvelerini yiyorlar diyebiliriz. Onlarda 20-25 yıllık bir sürecin sonunda bu noktaya geldiler. Yunanistan’ın ekonomik sorunu var. Avrupa ve Dünya Şampiyonalarında sporcular, federasyon başkanı kendi imkanlarını zorlayarak katılıyorlar. Yunanistan milli Takımı’nın mali bir sorunu var. Sponsorluk arayışları olduğunu biliyorum. Onda da başarılı olamıyorlar. Sonuçta Avrupa 2.si bir takım ünlü bir içecek firmasıyla yapılan görüşmede yıllık 3 bin 500 Euro teklif etmişler. Bu kadar komik bir teklif yapmışlar. Ciddi sorunları var. O yüzden Bursa’daki Balkan Şampiyonası’na katılmadılar. Zaten Açık turnuvalara bile çok az Yunan sporcu katılıyor. Ama bir kötü geçmişi var bu ülkelerin, tabi bu ülkelere dikkat etmek lazım. Bu ülkelerin ne yaptığını inceleyip bundan sonra ne yapılabilir ona bakmak lazım.
Yeni toplar masa tenisine ne kazandıracak?
Veli Ozan Çakır: Top değişiyor artık, plastik olacak. Özgün ağırlığı bir az daha yüksek olan bir madde. “Bu yeni topla ne değişecek?” derseniz, topun ağırlaşmasıyla oyunda yavaşlayacak ve güç, fizik, kondisyon ve tekniğin biraz daha öne geçmese de bir daha dengelenmiş olacak.
Çini yenmek için mi? Avrupa’dan Çin’e meydan okuyan yorumlar o yönde. Almanya’nın Çinlilerle daha rahat mücadele edebilmesini sağlayacağı yönünde bu topun masa tenisinde şampiyonun kim olacağı belli, bunun bir az daha heyecanlı hale getirmek için bu adım atıldı diyenler de var. Uluslararası medyada ITTF’i eleştiren yorumlar da var.
Bunun bir ticari hamle olduğu yönünde bundan önce de bu tip bir adım atıldı. Yarıştırıcı değişti. Su bazlı solüsyon kullanılmaya başlandı. Çok daha sağlıklı bir şey. Eski madde yanıcı özelliği olduğunda uçaklarda farklı taşıma prosedürleri vardı. Yeni madde öyle değil. Yeni topun çok avantajları var. Doğrudan su amaç demek doğru olmayabilir. Hepsinin etkisi olmuş olabilir. Ama bir gerçek var ki; Çinliler aylardır yeni toplarla antrenman yapıyor. Kendi sistemlerini de bu topa oturtuyorlar. Almanya, Çin’i yenmek istiyorsa çok çalışması, çok uğraşması lazım. Son Dünya Şampiyonası’nda da gördük. Çin ile final oynadılar ama iki ülke arasındaki fark ortada. Dünya 2.si oldu. Ama Dünya 2.si ile Dünya Şampiyonu arasındaki fark ortada.
Türk masa tenisinin gelişmesi için ne yapılmalı ?
Veli Ozan Çakır: Tabi burada bizi daha çok ilgilendiren Almanya, Japonya, Çin gibi güçlü ülkelerin kendi arasındaki mücadeleden çok Türkiye, olarak bizim yakalayabileceğimiz ülkeler. Dünya’da, Avrupa’da ilk 16’da olan ülkeler bizim hedef olarak kendimize almamız gereken. Bunu da nasıl geçekleştirebiliriz? Bu topla nasıl gücün ve fiziğin öne çıkması şart olabilir bizim açımızdan. Ona göre antrenmanlar yapabiliriz.
Bazı sporcularımızın bu yönleri zayıf. Bu yönlerini güçlendirip, taktik açıdan bu ülkelere karşı dezavantaj varsa bu şekilde kapatabilirler. Tabi teknik açıdan da sporcuları daha üst seviyeler taşımak lazım. Herkesin farklı bir görüşü var bu noktada. Benim görüşüm bu saatten sonra üst düzey yabancı bir antrenörü Türkiye’ye getirip, geçmişte olduğu gibi u70’li yıllarda olduğu gibi yabancı antrenör getirip onun tecrübesinden faydalanmak. Bir şekilde Milli takımlarda kalabalık bir Milli Takım Havuzu oluşturmak ve şampiyonalarda sadece ilk 4-ilk 8 değil her yaş grubunda 16 sporcusu ile bu havuzda toplamak.
Federasyonun bütçesinin çok olması ne gibi avantajlar sağlıyor?
Veli Ozan Çakır: Bütçemizin çok olması bir çok açık turnuvaya katılmamızı sağlıyor. Ama bu güne kadar bu kadar çok açık turnuvaya katılmanın bizi umduğumu yere taşımadığını gördük. Bu saatten sonra açık turnuvalardan çok, yabancı ülkelerle, yabancı Milli Takımlarla ortak ikili ya da çok ülkeli kamplar düzenlenebilir. Hem Milli takımı daha verimli şekilde seçebilmek hem de daha hakkaniyetli seçim olmasını hem de daha kalabalık bir havuzda seçtiğimiz için oyunlar arasındaki rekabette artacak. Ülkemizde kalıcı bir baş antrenör sıfatıyla çalışabilecek üst düzey yabancı bir antrenörümüz de olursa hem onun yanında bizim antrenörlerimiz de kendilerini geliştirecek. Özellikle genç kuşaklarda çok yetenekli antrenörlerimiz var. Oyunculuk olarak da kendilerini ispatlamış kişilier antrenör olarak da örnek alabilecekleri kişilerin yanında bir nevi staj gibi bir dönem geçirirlerse ileride çok üst düzey antrenör olabilirler. Sadece sporcu yetiştirmek bizim hedefimiz. Geleceğin baş antrenörlerini de yetiştirmek aynı zamanda bu konuda çok umut verici bir kadromuz var elimizde.
Federasyonun bir spor politikası var mı? Hedefleri nelerdir ?
Veli Ozan Çakır: Federasyonların 2 tane hedefi vardır. Hem yatay hem de dikey gelişim. Hem performans hedefleri var uluslararası müsabakalarda başarı çitasını yukarı çıkarmak ülkemize madalyalar kazandırmak, yatay gelişimde ise ülke çapında bu sporu tanıtmak daha fazla lisanslı sporcuya mümkünse daha çok kulübe sahip olmak. Lisanslı olmasa bile O spor dalını boş zamanlarında icra eden insan sayısını arttırmak. O sporu mümkün olduğunca çok insanla tanıştırmak. Bu 2 hedefi aynı anda gerçekleştirmek. Çok sayıda lisanslı sporcu olması bizim için umut verici birşey. Gönül isterki performans alanında kendini göstersin ama bu şart değil. Biz iki hedefi beraber götürdüğümüz için biri diğerinden önemli değil. Bu yaklaşım meselesi, bana sorarsanız yatay gelişim daha önemli. Biz sporu neden yaptırıyoruz insanlara? Sağlıklı bedenlere ulaşsınlar diye.
Masa Tenisi’nin kitle sporu olması için neler yapılmalı?
Veli Ozan Çakır: Masa tenisini o bölgedeki insanlara duyurmak masa tenisi ile insanları tanıştırmak için binlerce insanı toplatıp açık hava etkinliği yapılıyor ki bu bir çok ilimizde sık sık yapıyıor. Bunu yaptığımız zaman elbette ki çok sayıda insanın gelmesi sevindirici bir şey. Çok sayıda insan masa tenisi ile tanışıyor, eline raket alıyor. Esas hedef burada bu insanların içinden yüksek bir yüzdenim masa tenisine devam etmesi. Masa tenisi ile olan tanışıklığının sürdürülebilirliğinin geliştirilmesini sağlamak bizim için önemli. Binlerce insan geldi eline raket aldı, bazıları ilk kez tanıştı, bazıları yıllar sonra eline raket aldı. Bu sayede insanlara kendi spor dalınızı ulaştırıp onların masa tenisi ile ilişki kurmasını ve bu ilişikinin hayatları boyunca sürmesini bu yolla sağlayabilirsiniz. Bu tür açık hava etkinliklerinin kitlesel etkinliklerin devamında insanların hayat boyu masa tenisi ile ilişkisinin devamlılığı koşullarını oluşturmak lazım. Bunun için federasyon olarak ne yapıyoruz? Kulüpleşme, tesisleşme yolunda elimizdeki imkanlar doğrultusunda elimizden geldiğince bu yöndeki projeleri destekleyip yerel yönetimlerle iş birliğine gidip yeni tesisler kazandırıyoruz. En son Bursa’da masa tenisine kazandırılan salon da bunun son örneği. Doğu Bölgesi’nde özellikle bası salonlarda alt yapılarında malzeme desteği oldu.
Size gelen her malzeme taleplerini karşılıyorsunuz?
Veli Ozan Çakır: Masa tenisinin kurumsallaştığı yerde, liglerde takımı olan yüzlerce aktif lisanslı sporcusu bulunan burada aktifi pasifi ayırmak lazım, açık hava etkinliğine binlerce kişi katılır, bunlara lisans çıkartılır ama ertesi yıl vize ettirmediği için aktif sporcu değildir. Aktif sporcu sayısı daha önemlidir. Hem aktif sporcu sayısı yüksek hem kulüp sayısı fazla faal illerimizde o ildeki masa tenisini severler.
Hiç bir amatör spor dalının federasyonu ülkenin her köşesini tesislerle donatıp insanların hizmetine sunacak güçte değil. Dünya’da da bu şekilde yürümüyor. Oradaki insanların kendilerinin bir şeyler yapması lazım. Bazı yerlerde bu yapıldı. Mesela zemin desteği sağlandı, masa desteği verildi bunun olması lazım. Böyle faal bir yapının ilk olarak yerelde atılması gerekiyor. Kulüpler var, aktif lisanslı sporculara var. Orada devamlı kurumsallaşmış bir il varsa biz de federasyon olarak imkanlarımız ölçüsünde yardımcı oluruz. Devamlı ilginin olduğu insanların bir yere getirdiği çalışmaları tamamlayıcı unsur olarak bir eksikleri varsa onu karşılayabilme yönünde biz de adım atıyoruz.
Yaz Spor Okullarındaki Masa tenisine olan ilgisi yeterli mi?
Veli Ozan Çakır: Masa tenisi, yaz spor okullarında çok büyük rağbet görüyor. Çünkü diğer sporlara göre maliyet oldukça düşük ve büyük tesisler getirmiyor. Aktif branşlar içinde Yaz Spor Okullarıyaparken genellikle aktif pasif branş göz önünde oluyor. Pasif branşlar çocukların fiziksel olarak fazla yorulmadığı satranç ve resim gibi dersler aralara koyuluyor. Aktif branşlarda beklenirken masa tenisi genelde tercih ediliyor. Yaz spor okullarında masa tenisi yer vermeyen kurumalarla, eğer buralarda çok fazla öğrenci geliyorsa buralara destek gelinir. Masa tenisinin bir bölgeye sürdürülebilir bir şekilde devamlılığı esas bir şekilde gelişebilmesi için bu tip hamleler şart. Ama yerelden ilk hamlenin gelmesi ve federasyonun tamamlayıcı olması gerekir. Federasyonlar malzeme dağıtan kurumlar değildir. Böyle bir misyonları yoktur. Sürekli malzeme al-dağıt olmaz. Malzeme sponsorumuz var, bir ara Stag firması idi. 2 yıldır Butterfly oradan gelen malzemelerimiz var. Onun dışında federasyon bütçesinden arttırıp aldığımız malzemeler oluyor. Çok hedef yerlere gönderiyoruz hiç bir zaman keyfi olarak tanıdık diye göndermiyoruz. Masa tenisi adına bir şeylerin yapılabileceği yerlerde, ışık gördüğümüz anda destek oluyoruz. Zaten Türkiye’nin her yerine yetecek malzememiz yok, öyle bir misyonumuz da yok.
Uluslar arası organizasyon hedefliyor musunuz?
Veli Ozan Çakır: 2009’da All-Star, 2010 Avrupa Gençler Yıldızlar, 2011 Avrupa Karışık Çiftler Şampiyonalarını yaptık. 2016’da Avrupa Büyükler Şampiyonası’nı yapmayı düşünüyoruz.
Biz hiç bir zaman başka ülkenin verdiğinden yaptığından fazlasını yapmayıp daha da kendi lehimize pazarlık ederiz. İstanbul şehri Avrupa Şampiyonaları için olmasa bile Dünya Şampiyonaları için müthiş bir destinasyona sahip. Herkes çok rahat uçabiliyor. Dünya etkinliği için en iyi destinasyon. 2018’de Dünya Şampiyonası; İsveç’in Halmstad’da yapılacak. 70-80bin kişinin yaşadığı ufacık bir yer bunu yapıyorsa, İstanbul’a geleceği zaman biz onların yaptığından daha azını yaparız. Onların sunduğundan fazlasını sunmayız. Bir farkımızın olması lazım.
Milli takımlarımızda devşirme sporcular oynamaya devam edecek mi?
Veli Ozan Çakır: Bu ülkede bayanlarda Melek olmadığı zaman ya da masa tenisini bırakıyorum dediği zaman Bayan Milli Takım’ı en alt kümeye düşer. Melek milli takımda oynamak istiyor, bizden maaş almıyor. Bizi aradı “Türkiye’de kulübüm yok, Çin’de yaşayacağım beni yine de çağırır mısınız?” dedi. Çağırmayacağız da ne yapacağız? Ama ileride evlenir formdan düşer zaten Çin’e gittiklerinde kilo alıyorlar. Şöyle sıkı böyle sıkı falan diyorlar ama başında biri olmadığı zaman belki iyi çalışmayacak çaptan düşecek. Bunları da bilmediğimiz için B planımız yok. Melek olmadığı zaman biz ne yapacağız? Sibel hala neden Bulgaristan Milli Takım’da oynuyor. Oynadıkça yaşı geçiyor. 21 yaşını doldurursa Türk Milli Takım’da oynayamayacak. Sibel Bulgaristan’ı bıraksa bile 5 yıl beklemesi lazım, çünkü 18 yaşını doldurdu. Türkiye’de 5 yıl ikamet ettiğini ispatlaması lazım. Bu saatten sonra zor. Bir de herhangi bir teklif yapılmadı, kesin bir şey yok. Hocası söylemiş “Bana kesin bir teklif gelirse Bulgar Milli Takımı’nı bırakırım. Ama tecrübe için beni pro-tur’a gönderin.” Demiş. Zaten biz Milli Takım oyuncularını gönderiyoruz. Ama kimse Milli Takım için Sibel’e teklifte bulunmamış. Fransa Milli Takımı’nda da Can Akkuzu oynuyor ama Türkiye’ye gelmez. Neden Meral Ali ve Fulya’dan sonra o düzeyde oyuncu yetiştiremedik. Zaten biri Romen diğeri Alman alt yapısından yetişti. Ama ne Romen ne de Alman Milli Takımı’ndan antrenman partneri olarak bile onları çağırmazlar. Ama bizim bu düzeyde oyuncumuz yok. Türkiye’nin kaderi bu. Masa tenisinde tek başına bunu düzeltme şansı yok. Devlet sizden anlık başarılar bekliyor. Dereceye dair projeler kimsenin umurunda değil. Sen bana ne madalya alacaksın buna bakılıyor.
Türkiye Süper Ligi’nde yaşanan şikeli maçlar için ne diyeceksiniz?
Veli Ozan Çakır: 2013’de İBB-Beşiktaş maçında A Milli Takım sporcularından oluşan İBB Takım’ı, Beşiktaş’a 4-0 yeniliyor. Doğal olarak bu dikkat çekici bir durum. Ancak hakem raporunda bir şey yok. Lig tescil edildikten sonra kulüplerin bir itirazı yok. Baş hakem raporunda yazabilirdi. Şike yapıldığına inanırsa o anda müdahale edebilir maçı tatil edebilir, yetkileri geniş. Burada sorun İBB ve Beşiktaş’ın sorumlusunun aynı kişi olması. Bir kişi birden fazla takımın sorumlusu olduğu zaman insanların kafalarında böyle şeyler oluşabiliyor. Zaten takımlar kişisel ilişkilerle kuruluyor. Birileri ikna ediliyor, branşlaşma oluyor. Beşiktaş’a masa tenisi kurdurmak kolay değil.